Bursa’dayim -Sarajevo’da 8 ay bitti.
Eger hayatta bir denge kurulacak ise sanirim iyi taraf ile kotu tarafi esitlemek en iyisi olacaktir. Ornegin tavsiye edilen iyi dusunmektir, ama insanlarla iyi dusunerek mucadele edemezsin.
1 milyar kisi $1 altinda, 800 milyon kisi ise aclik icinde yasiyor… Peru’nun en yoksul bolgelerinden Ayacucho’da kimsesiz cocuklar icin bir yuva kurucusu: “Cocuklara egitim, iyi bir egitim verin -belki yoksulluktan boylece kurtulabiliriz.”
Nelson Mandela basa geldikten sonra: “Bir ulus olarak gercekle yuzlesmeli ve kendimizi onarmaliyiz,” dedi ve sonra bir komisyon kuruldu -daha once suc islemis olan siyah ve beyazlari eger suclarini halk onunde itiraf ederlerse cezalandirilmayacagi sozu verildi. 1996′da 7000 kisi gonullu olarak gercegi soylemek icin basvurdu. Bazi iskence itiraflari korkunctu ve bazi insanlar onlarin affedilmelerini istemiyorlardi. Ancak Mandela bunu yaparak basindan beri dogruluk ve baris icin calistigini kanitladigini dusunuyorum. Bu kurulusun ismi Truth and Reconciliation Commission (Hakikat ve Uzlasma Komisyonu)’ydu.
Seeds of Peace ‘i henuz duyuyorum -1990′li yillarin basindan beri gazeteci John Wallach tarafindan organize edilen ve dunyada birbiriyle dusman olan cocuklari yaz kamplarinda bir araya getirip, birbirlerini anlamalarini amaclayan bir kurulus -Seeds of Peace’in slogani ‘Gelecegin liderlerini guclendirmek’. John Wallach, Balkanlar ve Orta Dogu’dan belli bir yetenek sinavindan sonra secilen bu cocuklarin gelecekte onemli yerlerde liderler olacagina inandigini soyluyor.
Uyumlu olmaya ve mutlu gorunemeye calisan insanlari anlamiyorum. Halbuki tarih, ornek olarak gosterdigi insanlarin mutsuz ve toplumla uyumsuz olduklarini soyler -Izetbegovic 60′li yaslarinda, bazen yasadiklarinin hicbirinde guzel birsey bulunmadigi hissine kapildigini yazmistir (Zindandan notlar, 1324.not). Luther King, beklenenin aksine 1966′da varoslarin mahellesine tasinmistir. Peygamber Ibrahim yakin cevresi tarafindan dislanmis ve kovulmustur (Kuran). Uyumsuz ve mutsuz olmak kotu degildir, sadece bir surectir -dogruluk ve baris icin calismak isteyenlerin asmasi gereken.
Tarihte saygi goren insanlar benzer yollardan gecmislerdir. Nelson Mandela 27 yil hapiste yatmak zorunda kaldi, siyahlarin beyazlar ile esit olduguna inandigi icin… Ciktiginda Afrika’da devrim yapacakti. Alija Izetbegovic yaklasik 2000 gun hapis yatti, yazdigi Islam Deklerasyonu kitabi yuzunden. Ciktiginda o da Bosna Hersek’te cumhurbaskani olacak ve savasta askerlerinin basina gececekti. Peygamber Yusuf bir iftira ile birkac sene hapiste yatmak zorunda kalacakti, fakat ciktiginda Misir’in mali yonetimine getirilecek ve neredeyse her istedigini yapabilecek guce kavusacakti. Bunlarin hepsi dogru olduguna inandiklari isleri yaptilar ve iyi olmalarinin bedelini odediler.
Neden Che’ye ve Deniz Gezmis’e insanlar saygi duyuyor? Dusunceleri ugruna sonuna kadar direndikleri icin. Halbuki komusistler toplum icinde aykiri kalirlar. Bazi topluluklar vardir -cetnikler gibi. Onlarin ismi anildiginda savas doneminde insanlar onlardan kacarlar. Ama komunistlerden degil, ki duzeni bozmak gibi bir dertleri olmadigini 2. Dunya Savasi’nda kanitladilar. Bu savasi goren bazi liderlerin onlardan etkilenip askerlerine sunu emrettigini okumustum: “2. Dunya Savasinda komunistler nasil yaptiysa sizde oyle yapin,” (Bosna Savasi 1992-95, Alija Izetbegovic askerlerine hitap ederken).
Arkadasim Erik kendi organizasyonlarini tanitirken “Her insan kotu bir seyler yapmistir ve bu yuzden yaralanmis/zarar gormustur. Tek cikis yolu yeniden onarilmaktir.” dedi. Nasil zarar gordugumuzu sorunca insan ile Tanri arasinda yapilan ilk sozlesmeden bahsetti. Sadece sozlesmede ki tek bir maddeye insan uymadigi icin Tanri sozlesmeyi oldugu gibi iptal etmis ve bizi buraya yeni bir sozlesme yaparak gondermistir, dedi. Peki nasil onarilabiliriz diye sordugumda, bunu isteyip istemedigimi sordu. “Eger bunu gercekten talep edersen, sanirim Tanri bundan hoslanacaktir. Cunku ondan duzelmeyi talep ediyorsun. Ben seni onaramam, sende kendini onaramazsin -ancak Tanri seni onarabilir, eger gercekten bunu istersen.” dedi.
Safet’i hatirla.
“Hic bir dolandiriciyi sozde namuslu bir vatandastan daha fazla sevdiginiz oldu mu? Hic sebebini merak ettiniz mi? Kanaatimce, bu sadece dolandiricinin daha ozgun ve daha kendisi olmasi sebebiyle bolyle olabilir. O neyse odur. Namuslu bir vatandas cogunlukla kendisine ait olmayan. uzerine vaz’ edilmis bir kanuna gore hareket eder; dolandirici ise kendisine uydugu sekilde, kendi kanununa gore hareket eder. Bu , curumden (suctan) hoslanmak anlamina gelmedigi gibi sucu ve gunahi onaylamak anlamina da gelmez; bu, sahsiyetin diger parcasiyla ilgili bir seydir.Biz kendi kendisinin yasa koyucusu olan bir insandan hoslaniriz. Aksine ahlakli bir insanin ise hareketlerinden hoslaniriz, kendisinden degil; cunku o itiat eder ve itaat bir ozgur-olmama bicimidir. Ruhtan kaynaklanmayan bir kanuna gore yapilan hareketler kolayca nefret ettirici olabilir…”
Alija Izetbegovic, Ozgurluge Kacisim – Zindandan Notlar, 1665. not
“Bir bakima cocuklar yetiskinlerden daha insandir. Cocuklar en cazibedar ve en mukni (ikna edici) ozelliklere -irade ve duygularin kendiligindenligi- sahiptirler. Dolayisiyla insanlar buyurken “insanliklarindan bir kismini, Cennet’ten beraberinde getirdikleri seylerin bir kismini kaybederler. Insan yasadikca hayat kaynagindan giderek uzaklasir. “Her insanin ziyanda” olusunun (Kuran) sebebide budur. Bizim hayatimiz, tipki tabiatin ‘hayat’i gibi entropinin surekli bir artisi midir?”
Alija Izetbegovic, Ozgurluge Kacisim – Zindandan Notlar, 1235. not
Insanin kibirli davranmasi gibi kendisini sozleri ve davranislariyla kucultmesi de ayni derecede kotudur. Siradan mutevazilik, kisinin ozunde kendisine verilmis olan degere haksizlik etmesidir. Insan oldugundan daha buyuk degildir ve olabileceginden daha buyuk olmayacaktir. Ama akilsizligi yuzunden daha asagilara inebilir. Hicbir akilli din insana kendisini kucultmesini istemez -ona deger verir ve yukseltir.
“Her gercek sanatcinin eserinin esas olarak otobiyografik oldugunu soyledigimizde, kahramanlarin baslarindan gecen maceralarin yazarin kendi hayatindan alinmis oldugunu kesinlikle kastetmeyiz. Sadece dahili yasantilar, celiskiler, suphe ve elemler* -ozellikle elemler- ile ilgili tasvirlerin kisinin kendi hayatiyla ilgili oldugunu kasteteriz. Cunku hic kimse baska birinin elemini tasvir etmemistir, bu mumkun de degildir. Her yazarin tasvir ettigi elem kendisine aittir. Bu anlamda her roman, esas kismi itibariyle otobiyografiktir.”
Alija Izetbegovic, Ozgurluge Kacisim – Zindandan Notlar, 51. not
(*) Elem: Aci ve sikintilar
“Kalabalik, kapali sokaklarda yorucu islerde calisarak oturmus, asla bir degisiklik aramamis insanlar vardir; gunluk yuruyuslerinin dar suurlarini cizen her tuglayi, her tasi neredeyse sevmeye baslamistir… Evet, onlar bile, olum ani gelip cattiginda, en sonunda Tabiat’in yuzune kisaca bakmanin ozlemini duyarlar. Birdenbire bunlar, eski aci, tatli anilarinin gectigi sahnelerden uzaklastirilinca bambaska insanlar oluvermislerdir. Birkac saat ince sakin odalarinin penceresinden seyrettikleri gunes gibi sakin sakin mezarlarina inmislerdir…Durgun kir manzalarinn canlandirdigi anilar ne bu dunyaya, ne de bu dunyaninin dusuncelerine aittir…”
(Charles Dickens – Oliver Twist. Karınca Yayınları, çeviri: Hüseyin Yavuz Yıldırım)
Lou Rhodes’u ne zaman gorsem eski Ingiliz koyleri aklima geliyor. Manchester’li soz yazari ve vokalist olan Rhodes, Tiphop ve Drum ‘n Bass muzikal tarzi ile unlu – ama buna ragmen akustik gitar ve violini de sarkilarinda bulmak mumkun. En sevdigim sarkilarindan birisi de Lamb’in What Sound albumunde ki Gabriel (Cebrail)’dir. Asagida bu sarkinin demosunu bulabilirsiniz. Ayrica unlu Lamb grubunun vokalistidir.
Lamb – Gabriel (What Sound)
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Cogunlugun yaptigi seyler gercektir, ama sadece dogruyu arayanlarin ulastiklari sonuclar hakikat olabilir.
Pay It Forward, Trevor adinda bir cocuk hakkinda. Ilk gununde soyle bir odev aliyor: “Dunyayi degistirecek bir fikir dusun ve onu pratige dok.” ve o sunu dusunuyor: eger herkes uc insana guzel bir sey yaparsa sonunda bu dunyaya yayilabilir. Filmin sonunda cocuk arkadasina yardim etmek isterken oluyor. Iyi bir davranista bulunan ve yardim eden herkese sunu soyluyorlar: fikrin icin bir mum yakarsan, sonunda binlerce mumun yandigini goreceksin.
90′larin basinda Kurt Donal Cobain, mancinikla firlatilmis gibi bir lider sarkici oldu ve rock grubu Nirvana’nin solisti ve gitaristiydi. New Seattle-Washington’da gelismeye baslayan rock, punk ve heavy metal muzik karisimindan olusan yeni sound’un ilerlemesine yardim etti -diger adiyla ‘grunge’. Cobain tamamen bir dizi akimdan ve bazi alternatif gruplardan etkilendi -The Beatles, Led Zeppelin, Black Sabbath, the Pixies ve The Melvins.
Cobain, toplumsal degerleri sorgulayan angst-ridden sarki sozleriyle asi gencligi kazandi. 1991′de yayinlanan ikinci album “Nevermind” ve inanilmaz basari kazanan ikinci single’i “Smells Like Teen Spirit” ile Grunge hareketini bir gecelik degisimle zorladi ve kayitsiz genclik Jenerasyon X’in marsi oldu.
Kurt Cobain icin isteksiz star’lardan daha fazlasi oldugunu kendisini 1994′te vurarak kanitladigi soylenir. Kendisini vurarak oldurdugu ise bazi kisiler tarafindan yalanlanmaktadir.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Peygamberleri degerli yapan sey onlarin denizi ikiye bolmesi ya da kalplerinin yikanmis olmasi degildir. Onlari degerli yapan sey suphesiz direnisleridir.
Kurek Cezasi *: 1849 yilinda, Dostoyevsky tutuklandi -Carlik yonetimi onu gizli faaliyetler yurutmekle sucluyordu. Baslangicta olum cezasi almasina ragmen, infazdan kisa bir sure once bir ferman ile kursuna dizilmekten kurtuldu. Eger Deniz Gezmis’in son aksamini detayli olarak arastirdiysaniz, infaz gununun Dostoyevsky uzerinde biraktigi etkisini tahmin edebilirsiniz. Sonra olum cezasi agir 4 yillik hapis cezasina cevrildi. Bu 4 yillik hapis sirasinda yasadiklarini ‘Oluler Evinden Anilar‘ romaninda anlatiyor. Romanda 1800′lerde kurek cezasi* yiyen mahkumlari taniyorsunuz ve kitapta sunu okuyorsunuz: “Manevi yoksunluklara dayanmak, fiziksel acilara dayanmaktan cok daha zordur.” **
*: Mahkumiyet
** : Dostoyevsky – Oluler Evinden Anilar, Bordo Siyah Yayinlari, sf.135 ISBN: 978-975-8688-90-6
Sinead O’connor. “Theology, savas doneminde bir baris alani yaratma girisimidir, diyor Sinead. “Ne aldigina dair kisisel bir mesajdir ve o dunya cevresindeki herkesi 11 Eylul’den beri etkiliyor. Oldukca acik olmasini istiyorum -bir mesaj ya da vaaz yok. Basitce guzel bir sey istiyorum, meydana cikmis bana ilham veren guzel seyler.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Soylemesi tuhaf ama bizi tehdit eden sey ile hayat veren sey ayni gokyuzunden gonderiliyor.
